Compliance

Sonsuz Kaydırma Hukuki Bir Mesele mi? 
Meta Ön Değerlendirmesi ve DSA’da Platform Tasarımı

← Back to Insights

Çevrimiçi platformlar bakımından hukuki riskin sınırları genişliyor. Uzun süre veri işleme şartları, kullanıcı sözleşmeleri ve içerik moderasyonu etrafında tartışılan uyum başlıkları, artık ürünün nasıl tasarlandığını da konu ediyor.

Avrupa Komisyonu’nun (“Komisyon”) Meta hakkında Digital Services Act (“DSA”) kapsamında yayımladığı ön değerlendirme, bu eğilimin en güncel örneklerinden biri.

Komisyon, Instagram ve Facebook’taki sonsuz kaydırma, otomatik oynatma, push bildirimleri ve yüksek düzeyde kişiselleştirilmiş öneri sistemleri gibi özelliklerin kullanıcılar üzerinde bağımlılık yaratıcı etki doğurabileceğini kaydediyor.

Komisyon’un değerlendirmesi, özellikle DSA’nın sistemik risk değerlendirmesi ve sistemik risklerin azaltılması yükümlülükleriyle bağlantılı. DSA m. 34, çok büyük çevrimiçi platformların hizmetlerinin tasarımı ve işleyişinden doğabilecek sistemik riskleri değerlendirmesini; m. 35 ise bu risklere karşı makul, orantılı ve etkili önlemler alınmasını öngörüyor. Meta’ya ilişkin süreçte de temel tartışma, Instagram ve Facebook’un tasarım özelliklerinden kaynaklanan risklerin yeterince değerlendirilip değerlendirilmediği ve mevcut önlemlerin bu riskleri azaltmak için yeterli olup olmadığı etrafında şekilleniyor.

Komisyon’a göre Meta, söz konusu tasarım özelliklerinin kullanıcıların fiziksel ve ruhsal sağlığı üzerindeki etkilerini, özellikle de çocuklar ve savunmasız kullanıcılar bakımından yeterince değerlendirmedi. Komisyon, kullanıcıya sürekli yeni içerik gösteren sonsuz kaydırma, otomatik oynatma ve kişiselleştirilmiş öneri sistemlerinin kullanıcıyı platformda kalmaya teşvik ettiğini; bu durumun sağlıksız kullanım alışkanlıklarını ve kompulsif kullanımı artırabileceğini belirtiyor.

Değerlendirmede ayrıca çocuk kullanıcıların gece saatlerinde Instagram ve Facebook’ta geçirdiği süreye ve Reels ile Stories gibi farklı formatların aşırı veya kompulsif kullanıma yol açabilecek şekilde optimize edilmesine de dikkat çekiliyor.

Komisyon, Meta’nın mevcut risk azaltma önlemlerini de yeterli bulmuyor. Zaman yönetimi araçlarının, genç kullanıcılar bakımından varsayılan olarak aktif olsa dahi kolayca kapatılabildiği; ebeveyn kontrollerinin ise ancak teknik bilgiye ve yeterli zamana sahip ebeveynler tarafından etkili şekilde kullanılabildiği ifade ediliyor. Benzer şekilde, ayrı bir “güvenlik merkezi” sayfasında sunulan bilgilendirme ve ruh sağlığı kaynaklarının da tasarımın bağımlılık yaratma riskini tek başına azaltmak için yeterli olmadığı değerlendiriliyor.

Bu nedenle Komisyon, mevcut aşamada Instagram ve Facebook bakımından tasarım değişikliklerinin gerekli olabileceğini belirtiyor. Örnek olarak otomatik oynatma ve sonsuz kaydırma gibi özelliklerin varsayılan olarak devre dışı bırakılması, daha etkili ekran süresi molaları getirilmesi ve öneri sistemlerinin daha az etkileşim odaklı hale getirilmesi gündeme geliyor.

Söz konusu ön değerlendirme, Komisyon’un 16 Mayıs 2024’te Meta’nın DSA’ya uyumunu incelemek üzere başlattığı resmi soruşturmanın bir parçası olarak yayımlandı. Dolayısıyla süreç, yalnızca belirli tasarım özelliklerine değil; Facebook ve Instagram’ın sistemik risk değerlendirmesi ve risk azaltma yükümlülüklerine daha geniş bir çerçevede uyup uymadığına odaklanıyor. Bununla birlikte, bu değerlendirme nihai bir ihlal kararı değil. Meta’nın savunma hakkı devam etmekte. Süreçte European Board for Digital Services da görüş bildirecektir. Komisyon’un görüşleri nihai olarak doğrulanırsa, Meta hakkında uyumsuzluk kararı verilebilir ve ihlalin niteliği, ağırlığı, süresi ve tekrarı dikkate alınarak şirketin dünya çapındaki yıllık cirosunun %6’sına kadar para cezası uygulanabilir.

Değerlendirme

Meta’ya ilişkin bu süreç, uyumun artık yalnızca hukuki metinler, kullanıcı bildirimleri veya şikâyet mekanizmalarıyla sınırlı olmadığını gösteriyor. Platformun arayüzü, öneri sistemi, varsayılan ayarları ve kullanıcıyı ekranda tutmaya yönelik tasarım tercihleri de düzenleyici incelemenin parçası haline geliyor.

Ürün tasarımı ile hukuki uyum arasındaki mesafenin giderek azaldığı düşünüldüğünde, tasarım kararlarının yalnızca büyüme ve etkileşim metrikleriyle değil; güvenlik, ölçülülük, kullanıcı özerkliği ve risk azaltma ilkeleriyle birlikte değerlendirilmesi önem arz ediyor.

Kaynaklar: 

 1) European Commission, 10 July 2026 - Meta addictive design preliminary findings Digital Services Act - Regulation (EU) 2022/2065 (https://ec.europa.eu/commission/presscorner/detail/en/ip_26_1579) 

 2) Regulation (EU) 2022/2065 of the European Parliament and of the Council of 19 October 2022 on a Single Market For Digital Services and amending Directive 2000/31/EC (Digital Services Act) (https://eur-lex.europa.eu/eli/reg/2022/2065/oj/eng)
← Back to Insights
AFG Legal

Have a question about your matter?

We help clients navigate technology, regulation and business law with clear, strategic counsel.

Get in Touch